Tus'ta Yatay Torpil İddialarına O Doktordan Cevap

Geçtiğimiz günde sosyal medyada hekimlerin sıkça okuyup paylaştığı 'Uzmanlık Eğitiminde Daha Kaliteli Bir Hastaneye Kalıcı Görevlendirme' konusunda adı geçen Doktor Hilal Özlü'den yanıt geldi. İşte o mektup...

02 Ağustos 2015, Pazar
Yazdır

Geçtiğimiz günde sosyal medyada hekimlerin sıkça okuyup paylaştığı 'Uzmanlık Eğitiminde Daha Kaliteli Bir Hastaneye Kalıcı Görevlendirme' konusunda adı geçen Doktor Hilal Özlü'den yanıt geldi.

TUSTA YATAY TORPİL İDDİALARI BAŞLIKLI HABERİ OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

KVC Asistan Dr. Hilal ÖZLÜ drtus.com'a gönderdiği e-posta ile konuya açıklık getirmeye çalıştı. 

İŞTE O MEKTUP

 

Merhaba Doktor Bey, 

 

Sizi ve sitenizi öğrencilik ve TUS sürecimde uzunca bir süre yakından takip etmiş ve öğrenci, doktor, asistan hakları konusundaki mücadeleci tavrınızı takdirle karşılayan bir hekimim. 

 

Son dönemde iş yoğunluğum nedeniyle yakından takip edemesem de ne yazık ki bugün konu başlığınızda yer alan, hakkımda hiçbirşeyi bilmeden ve yaşadıklarımın farkında olunmadan, tek taraflı yapılan bir haberin konusu olduğumu fark ettim. 

 

Dr. Siyami Ersek Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniğinde 6 ay süreli olarak görevlendirilen söz konusu hekim benim. İsmim Hilal Özlü. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunuyum. Mecburi hizmetimi yaptıktan sonra İstanbul’da Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim Araştırma Hastanesi Acil Tıp Kliniğinde 1,5 yıl kadar acil tıp asistanlığı yaptım. Sonrasında ülkemizde acil tıbbın mevcut koşulları nedeniyle hekimlik mesleğimi daha elektif ve bilimsel koşullarda yapabilmek amacıyla acil tıp asistanlığını bırakmaya karar verdim. Ancak maddi sebeplerden ötürü istifa etmem mümkün değildi. Bu sebeple günde 2000 e yakın hasta girişi olan bir acil tıp kliniğinde 11 gece ve 11 gündüz nöbet tutan bir acil tıp asistan hekimi olarak tekrar TUS'a girme kararı aldım. 2012 Eylül'de yoğun bir gece nöbeti devamında iki kademeden oluşan Tıpta Uzmanlık Sınavına girdim. 49 küsür puan aldım ve ilk tercih dönemimde yerleşemedim. Ek yerleştirme döneminde ise memleketim olan Tokat a yakınlığı dolayısıyla tercih ettiğim Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde Kalp ve Damar Cerrahisi uzmanlık eğitimi almaya hak kazandım. 

 

Açıkçası bölüm tercihimde mesleğimi bilimsel platformda yapabilme amacım dışında hiçbir seçimim yoktu. Ancak Kalp Hastalıkları hep kendimi yakın hissettiğim bir alan olmuştu. 

 

Başladığım dönemde bölümde benim haricimde 2 asistan hekim daha vardı ancak diğer 2 asistan arkadaş da bölüm içindeki bazı sebeplerden ötürü başka bir üniversiteye geçtiler. Arkadaşların isimlerini ya da geçme sebeplerini kendilerinin kişilik haklarına saygım nedeniyle açıklamanın doğru olduğunu düşünmüyorum. 

 

Devamında klinikte tek asistan hekim olarak görevime devam ederken Kardiyovasküler Cerrahi Bölümünün yüksek riskli bir branş olması nedeniyle eğitim defektlerimin ileride bir hasta hayatına mal olma endişesi gelişti. Vicdan azabı duymadan bu meslekte yaşayabilmem için ya iyi bir kardiyovasküler cerrah olmalı ya da vazgeçmeliydim. 

İlk başta vazgeçmeyi düşündüm ancak sonrasında haksızlığa susamayacağımı ve arkamı dönüp gitmemin mevcut sistemde hiçbirşeyi değiştirmeyeceğini anladım. 

Benim yerimde olan birçok meslektaşım istifa eder ve giderdi. Ancak haksızlığa susmak da haksızlığa dahil olmak değil midir? Ben kalıp mücadele etmeyi tercih ettim. 

Tıpta Uzmanlık Sınavının bir popülarite sıralama sınavından başka bir şey olmadığının siz de benim kadar farkındasınız. Birkaç yıl öncesinde 50 puanlarla alan bir bölümün, birkaç yıl içerisindeki sağlık sisteminin hızlı değişimine paralel olarak 70 puanlara yükseldiği ve aynı şekilde birkaç yıl içinde 70 puanlık bölümlerin 50 puanlara düşüşü hepinizin malumu. 

Her ne olursa olsun ben bu ülkede kardiyovasküler cerrahi bölümünde uzmanlık eğitimi almaya hak kazandım. 

 

Siyami Ersek Hastanesindeki asistan arkadaşların Tus puanındaki farklılık nedeniyle tepkilerini anlayabiliyorum. Kim bilir bunca yaşam tecrübesi edinmeden önce belki ben de onlarla benzer düşünebilirdim. 

 

Hayatımın hiçbir alanında torpil kullanmadım. Ne kendim haksız bir kazanç amaçlı imtiyaz istedim ne de kimseye haksız kazanç amaçlı imtiyaz sağladım. Ancak hakkım olanı almak için de tüm cesaretimi ortaya koyarım. 

Hakkımda torpil iddialarında bulunan kişiler için bu noktada üzülerek belirtmem gerekir ki "kişi, kişiyi kendi gibi bilir". Ne yazık ki meslektaşlarımın çoğunda var olan para, makam, mevki, ün hırslarının hiçbirine çok şükür yenik düşmedim. 

 

Birçok meslektaşımın istifa etmeyi tercih edeceği durumda, ben kalıp mücadele etmeyi tercih ettim. Akademik kariyerim ve hayatım pahasına da olsa doğruyu savunmaya karar verdim. "Zulme susan zulme dahil olur". Ben sonunda başarılı olurum ya da olmam ancak en azından bu amaçta bir yol açılmış olur diye düşünerek her şeyi göze aldım. 

 

Cumhuriyet Üniversitesinde Kliniğimdeki pratik, teorik, klinik eğitim kaygımı öncelikle hocalarım ve ana bilim dalı başkanım ile görüştüm. Tahmin edileceği üzere tıbbi ve cerrahi statüko o andan itibaren baş kaldırdı. Eğitim görevlilerinin bir kısmı tarafıma ciddi anlamda mobbing uygulamaya başladı. 

 

Sonrasında durumu Dekanımız ile görüştüm. Kendisi kliniğin iç dinamiklerine çok daha uzun süredir vakıf olması nedeniyle beni destekledi ve geçici görevlendirme ile eğitim eksiğimin kapatılabileceğini söyledi. Nitekim bana usulsüzlük iddialarında bulunanlar Tıpta Uzmanlık Yönetmeliğini incelediklerinde böyle bir maddenin mevcudiyetini fark edeceklerdir. 

Sonrasında Tıp Fakültesi Dekanlık Yönetim Kurulu Kararı ve Rektörlük Senato kararı ile 6 ay süre ile geçici olarak görevlendirildim. 

İddia edilenin aksine ne Dekan Bey ne Rektör Bey ile bu olay öncesinde tanışıklığım yoktur. Ne ben ne de ailem herhangi bir siyasi grup veya görüşün fanatiği olmadık hiçbir zaman. 

Benim geçici görevlendirmem ile ilgili her basamak kanun, yönetmelik, hak ve hukuk dahilindedir. 

Neden Siyami Ersek Hastanesini tercih ettiğim konusuna gelince, kısa sürede çok vaka yapılan bir hastanede daha çok tecrübe sahibi olma dışında hiçbir amacım yoktu. 

Hastaneye gelmeden önce bu kurumdan hiç kimseyi de ne ben ne de beni tanıyanlar tanımıyordu. 

Hastanedeki başlangıcım İdari Sorumlu Murat Hocanın, Hastane Başhekimi Mehmet Beyin ve Kamu hastaneler birliğinin onayı ile olmuştur. 

Klinikte çalışmaya başladığım ilk günlerde İdari Sorumlu Murat Hoca 2,5 yıllık asistan olmam nedeniyle eş kıdemlilerim gibi 6 nöbet yazılabileceğini 5 cerrahi ekibinin içinde bana ilettiğinde, ben kısa dönemde daha çok vaka görüp tecrübe kazanabilmek amacıyla kendim 10 nöbet tutma talebinde bulundum. Bu konuşma Asistan temsilcisi olan arkadaşın bizzat yanında yapılmıştır. İddia edilen gibi torpil ile haksız kazanç sağlama amacım olsaydı sizce böyle bir talebim olur muydu? Üstelik Siyami Ersek Hastanesi bana ne maaş ne de döner sermaye ödemesi yapmamaktadır. 

 

Kliniğe geçici görevlendirmeyle gelişim nedenini anlayamadığım şekilde bazı asistan arkadaşları rahatsız etti. Hakkımda bu ve benzeri asılsız birçok dedikodu yayıldı. Kendileri eğitim adına benim giriştiğim mücadelenin binde birini gösterme cesareti olmayanların bana hakaret ve tehdit mesajlarının ardından görüyorum ki son çaba olarak bu yola başvurmuşlar. 

Klinikte çalıştığım dönemde beş ayrı klinik şefi ve birçok uzman doktor tarafından kliniklerinde kalmam bizzat kendileri tarafından tavsiye edilmiştir. Esasında bunu, bu iddiayı ortaya atan asistanların kendileri de çok iyi biliyorlar. 

Tabiri caizse, kendileri bir tam ekmek hakkettiklerini düşünürken, bir dilim ekmek ile yetinemeyen asistan arkadaşların, muhatapları olan eğitim görevlilerinden korkuları dolayısıyla, kendilerinden bir kırıntı çaldığım zannı ve beni zayıf görerek bana saldırma amacından başka bir durum değildir söz konusu iddia. 

Ben asistan olarak dahil olduğum ekiplerde hiçbir asistan hekimin yerini, kadrosunu işgal etmiş değilim, hiçbirinin vakaya girme şansı benim yüzümden ertelenmedi. Kurum olarak kendi kurumumdan maaş almaktayım. Siyami Ersek Hastanesi tarafından döner sermaye dahi tarafıma ödenmemektedir. İnsana hizmet düsturum dolayısıyla hasta adına kendilerinin angarya görerek tarafıma yıktıkları hiçbir iş bana zor gelmedi, gelmez de. Bu durumda kim aslında kimin hakkını yiyor takdiri size bırakıyorum. 

 

Düşmez kalkmaz bir Allah'tır. Ne oldum değil ne olacağım demek gerek derdi Rahmetli Babaanneciğim. 

Bir gün Kardiyovasküler Cerrah olmak nasip olur ise acil bir durumda yardımıma muhtaç olan hiçbir insana zarar vermemek dışında bir amacım olmadı ve olmayacak ta. 

Bir hekim olarak benden yardım isteyen her insanın "VIP very important person" olduğu düsturundayım. Bu önem, siz veya bir yakınınız olduğunda da, dağın başındaki beş çocuklu kimsesiz Ayşe Teyze olduğunda da değişmeyecek benim için. 

 

Söz konusu iddia ne acıdır ki hekimin hekime şiddeti dışında başka birşey değildir... 

 

İsmim dahil tüm metnin aynen yayınlanmasında herhangi bir sakınca yoktur. 

 

Saygılarımla 

Dr.Hilal ÖZLÜ




Etiketler: dr. hilal özlü   kvc   yatay geçiş   torpil   tus  

YorumlarToplam 1 Yorum Yapılmış.     'SENDE YORUM YAP'

Dr. Barbaros GÜNER
03 Ağustos 2015, Pazartesi, 10:23
Doktor arkadaşımızı çalışkan, idealist ve azimli olduğu için kutlarım daaa. 1. Şimdi izne ayrılıp geçici görevli olduğu hastaneye geçmek için torpil arıyor mu. 2. Sivas'tan mezun KVC uzmanlarına güvenelim mi güvenmeyelim mi.
En Son Haberler
Çok OkunanlarBugün . Dün . Bu Hafta
Kritere uygun haber bulunamıyor.
haber yazılımı: buki